Translate

22 Temmuz 2017 Cumartesi

Paltolu Konak "Tatilde"

Uzun, soğuk, yağışlı bir kıştan sonra nihayet yaz ve tatil geldi. Kışın, Gerze'nin yalnızlığında konağa birbirinden farklı yaşamlar getiren birçok gezginden sonra nihayet bizim de yollara düşme vaktimiz gelmişti..

Bu yıl gezgin olma ruhunda, Yalçın ile rotalarımızı ayırdık. Buna dair birçok tartışmamız, ortak kararımız, gerekçemiz vardı.

Birlikteyken daha çok birbirimizle ilgiliydik, yolculuk boyunca deneyimlediklerimize temas etme noktasında sığ kalıyorduk. Aslında gezgin olma ruhumuzun en başat sebebi; başka insanlara, kültürlere, dinlere, dillere dokunmaktı ama birlikte olunca birçok dokunuşu es geçiyorduk.

Dillerimizi geliştirme konusunda da yol kat edemiyorduk. İletişim ihtiyacımızı birbirimizle karşılıyor, başka insanlara  mecbur kalmadıkça temas etmiyorduk.

Yine yol demek, yolculuk demek, aynı zamanda kendine yolculuktu. Başka insanlarda, kültürlerde, dinlerde, dillerde kendini aramaktı, kendine ayna tutmaktı ve bu ancak yalnız yolculukla mümkün olabiliyordu.

Zaten uzun, kocaman kara bir kışı Paltolu Konak'ta iki kediyle, onlarca kitapla soba başında birlikte geçirmiştik. Şimdi ayrılmanın, bir dahaki uzun kış geceleri için insana, doğaya, yaşama, kültürlere, dinlere, dillere dair gözlemlerimizi, deneyimlerimizi biriktirmenin zamanıydı.

Bu gerekçelerden yola çıkarak herkes kendi rotasını çizdi. Yalçın'ı 8 Temmuz'da Malezya, Tayland, Kamboçya, Vietnam, Laos ve Mynmar'a uğurladım. Yalçın'ın kendi derinliklerine doğru bir yolculuk olması dileğiyle...


Yalçın'ın Konağa ve Sarnıç'a vedası

Evet, şimdi benim yollara düşme zamanım. Yaz boyunca Gürcistan, Ermenistan, İran, Umman, Dubai (çok merak ettiğimden değil, birikmiş Arap sermayesinin ucuz uçak bileti imkanından) gezmeyi planlıyorum, tabii 50 derece sıcaklığa başörtüsü ve kapalı kıyafetlerle nasıl dayanacağım kafamda ciddi bir soru işareti.

Gürcü, Ermeni, Azeri Türk'ü, Fars, Kürt, Arap kültürlerini anlamayı, farklı dillerin fonetiğini dinlemeyi, Hristiyan, Müslüman, Zerdüşt dinlerinin manevi derinliğine dalmayı, çöllerin, körfezlerin kıyısında dinlenip hayal kurmayı istiyorum.

Paltolu Konak'ı kedilerimiz Çirkin ve Sarnıç'a bırakıyoruz. Ikisinin ve çiçeklerimizin bakımı için emek harcayan Zühtü, Saba-Berna, Esma, Ozan ve Zafer'e şimdiden teşekkürler.

Gerze'de bir fotoğrafçının gözünden kedilerimiz
Eylülde Paltolu Konak'a döneceğiz, yollarımız kimlerle kesişip, kimlerle hangi öyküleri paylaşacağız bilmiyorum. Ama biliyorum ki bir "backpacker" olarak doğaçlama yol almak, bambaşka coğrafyalarda akmak, dünyanın raksına farklı mekan ve zamanlardan eşlik etmek bir varoluş biçimi olarak bana iyi geliyor.


Yol için hazırım
Paltolu Konak'ı tüm masalsı atmosferiyle çok özleyeceğim.









30 Haziran 2017 Cuma

...yeni yeni bisiklet yolculuğu öyküleri

Miriam ve Josefine, 

İki genç kadın, bisikletlerine atlamışlar ve Almanya'dan Gürcistan'a yola çıkmışlar. Aylardır pedal çeviriyorlar. Davetlerde, kadın öyküleri, kadınların cesaretleri, yola çıkma kararları, yol tutkuları, yolda olmaya yükledikleri anlam daha çok hoşuma gidiyor.
İlk gece arkadaşların tüm kıyafetlerini makineye attığımız için evde oturmak zorunda kaldık. Konakta ağırladığımız başka Alman gezginlerin de arkadaşları olduğunu anladık, ortak tanıdıklarımız çıktı.

Pijama Partisinden, ilk gece

Muhabbetlerimizde, Türkiye'deyken çay içmeye davet edenlerin samimiyetine duyulan sevgiyi anlatıyorlar, insanların misafirperverliği onları çok etkiliyor. Almanya'ya dönünce daha paylaşımcı, daha misafirperver , daha dayanışmacı bir yaşam kurmayı istediklerini söylüyorlar.

Yol anıları muhabbetimizden

Miriam ve Josefine yolculuk öykülerini çizimlerle anlatıyorlardı. Öykü defterleri çok hoşuma gitti. İki kadının gözünden yolculukları, tanıklıkları, duyguları çok hoşuma gitti.

Çizdikleri Bir Kuyu

Mola Anları

Yolculuk Anlatıları


Gerze'de havaların ısındığı, sosyal yaşamın hareketlendiği bir dönemde geldikleri için biz de kendimizi, limana, çay bahçelerine, gün batımlarına attık. Güneşli günlerin, deniz manzarasının, deniz esintisinin, denizde çay içmenin keyfini çıkardık.


Gün batımını beklerken

İskele Turumuz

İki gece misafirimiz oluyorlar, yeryüzü sofrasında kahvaltımızı yaptıktan sonra yola çıkmaya hazırlar.

Gezi direnişine atfen, yeryüzü sofrası paylaşımın sofrası


Koca bir kış boyunca arkada kalanları uğurlarken yaşadığımız burukluk, yolda olamamanın  burukluğu...



Yalçın'ın burukluğu

Kimi çizimlerle kimi Almanca sözcüklerle paylaşılmışlıkları anlatan anı notları, defterimizde en çok Almanca notlar, bu Almanlar ne kadar çok geziyor.



Çizimlerin varış noktasında kedili bir ev

İletişimi korumak adına paylaşılan kanallar

Alman gezginleri uğurladıktan sonra yaz tatiline başlamadan son misafirlerimiz olan Fransız bir çifti kabul ettik. Fransa'dan yola çıkmışlar ve Malezya'ya gidiyorlar. Havaların ısınmasıyla kendimizi sokağa attığımız günlerde onlarla birlikte deniz kenarında çay içmenin, kayalıklarda bira içmenin, Gerze'de bisikletle turlamanın keyfini çıkardık.

Deniz kenarında çay keyfimiz

Çayın üzerine bir de deniz kenarında kayalıklarda bira içtik gün batımında.




Akşam yemeği hazırlığı muhabbetinden

Yemeğimiz, ortaya kızartma
Birlikte yemek yapıp yediğimiz, yolculuklara dair konuştuğumuz, deneyim paylaştığımız, evimizi, dostluğumuzu paylaştığımız güzel iki gün geçirdik.

Ev işlerimizde bize yardımcı oldular, bozulan buz dolabımızı birlikte dışarı çıkardık.

Buzdolabını taşırken

Onlar bisikletlerini hazırlarken Yalçın da dolabın motorunu söküyor


Son olarak bir hatıra fotoğrafı adetten oldu, normalde son fotoğrafları, fotoğraf makinesini karşı evin bahçe duvarına koyar öyle çekilirdik. Akıllı telefona geçince biz de selfie çekmeye başladık.



Yolculuk öncesi

Yine adettendir, gelen her gezgine birkaç satır da olsa kendi dilinde anı yazmasını istiyoruz. Defterimizde kaçıncı not ve kaçıncı dil bilmiyoruz. Ama paylaşmak ve paylaşarak öğrenmek çok keyifli.


Fransızca aktarılan paylaşımlar

Yol öykülerini paylaştıkları öyküleri:



Couchsurfin, Warmshowers ve Workaway hesaplarımızı bir süreliğine kapattık. Şimdi gezme zamanı, hazırlıklar başlasın...

30 Mayıs 2017 Salı

Paltolu Konak; İki Kapılı Bir Han

Paltolu Konak, kış boyunca  günlük akışındayken, son dönemde, bisikletçilerin davetleriyle renklendi, biz de davet gönderenlere mümkün olduğunca konağın kapılarını açmak istedik. Nisan ayı boyunca pedallamanın güzelliğiyle gelen bisikletçileri ağırladık peşi sıra. Paltolu Konak, Dünya'ya açılan bir han oldu.


İlk gelen Alman bir çiftti. Bisikletleriyle Almanya'dan Moğalistan'a gidiyorlarmış. Bisikletleri hem tandem hem de recumbentti. Böyle bir bisiklet tasarımını ilk defa görüyorum. Arkada oturan bisikleti normal bir şekilde, önde oturan biraz yatar bir pozisyonda sürüyor. Hava yağmurlu olduğu için yollarda ıslanmışlar, kıyafetlerini yıkadık, kıyafetleri de kurumayınca birlikte üç gün kaldık. Bize konağın bahçesinden topladıkları otlarla yemek yaptılar, bizde mezarlık çiçeği olarak geçen aynısafa çiçeğinden salata yapmışlar, çok bildiğimiz bir çiçeği salatada görünce yemekte biraz tereddüt etsek de çok güzel bir salata olmuştu.


Leni ve Domi'nin aşçılığıyla, bir akşam yemeği


Bizde kaldıkları süre içinde bisikletleriyle deneme sürüşü yapma fırsatımız oldu, recumbet kısmına ben geçtim, Leni bisikleti yönlendirdiği için dengede durmak kolaydı, recumbent kısmının bacak boyu Domi'ye göre ayarlandığı için de benim için uzundu ve bu yüzden çok yorucu oldu.


Leni ile Deneme Sürüşümüz

Bir öğleden sonra Samsun'a uğurluyorum onları. Dünya turunu bu tarz bir bisiklet ile yapmak, kolektif bir pedallamayla...

Recumbet ve Tandem  Bisikletleri

Her gezginden rica ettiğimiz gibi onlardan da anı defterimiz için yazı istiyoruz. Almanca bir şarkı sözüyle Paltolu Konak'taki dünyamızı anlatıyorlar. İnsanın sadece kendi için değil, diğerleri için de kendi dünyasını güzelleştirmesini anlatan bir şarkı sözü... Gerhard Schöne adlı bir müzisyenin "Cennet ve Cehennem" adlı şarkısının sözleri...


Şarkı Sözleri ve Çizimlerle Birkaç Anı

Güzel Bir El Yazısı ve Güzel Bir Felsefe

Çöp insan çizimlerini incelediğimde bizim derviş hikayelerinden birine çok benzediğini fark ediyorum. Büyük tahta kaşıklarla yemek yemeye çalışan ama beceremeyip aç kalan bencil insanlarla, sofranın başına oturup kendini değil de birbirini besleyerek doyan dervişlerin karşılaştırmasını  anlatan hikayeye çok benziyor çizimleri.

Yemeği Tek Başına Yemeğe Çalışıp Beceremeyen Bencil İnsan

Birbirine Yemek Yedirerek Doyan ve Güzelleşen Dervişler

Hikayelerini yazdıkları bloglarını da paylaşmışlar bizlerle, Leni ve Domi aklımıza düştükçe açıp neredeler, neler yaşamışlar diye bakacağız.

                  https://zweiaufnemrad.wordpress.com/

Alman gezginleri geçirdikten sonra Avusturalyalı bir bisikletli gezgini kabul ettik. Bir yıl önce bizde kalan yine Avusturalyalı bir çiftin önerisiyle bize davet göndermiş, Perry. Perry neşeli, heyecanlı, meraklı bir gençti. Hukuk öğrenimini bitirmiş ve yollara düşmüş. 

...Ve Yalçın'la Yollara Bakıyorlar

Perry'nin güzel bir ruhu vardı ama benim ve Yalçın'ın referandum dolayısıyla morali o kadar bozuktu ki Perry'nin varlığının, muhabbetinin keyfini çıkaramadık. O da odasında evin bir bireyi gibi takıldı, kimi zaman sobanın kovasını kapmış dışarı doldurmaya gidiyordu kimi zaman yemek yaparken yerel yemekleri öğrenmek için tarif öğrenmeye çalışıyordu. Bir gece üçümüz, ev arkadaşıymışız gibi Yalçın'ın odasında kendi uğraşılarımızla takıldık. Çok huzurlu, keyifli, sevgi dolu, sıcacık ev kokan bir ortamdı. Şu huzurun keyfi; ben ders çalışıyorum, Yalçın Çirkin'le uyuyor, Perry kindledan kitap okuyor.

Dünya'nın Farklı Yerlerinden Gezginlerle Bir Ev Sıcaklığında Buluşmak

Perry'i iki gece ağırladık, Perry yolculuğunun çok başındaydı. İstanbul'dan başlamış ve Tayland'a gidiyordu. 

Perry'nin Konakta Bizimle Hissettikleri

Avusturalya Nere Bura Nere, Gezgin Olma Ruhu Birleştiriyor İşte

Perry'i geçirdikten sonra Belçikalı Sueli davet gönderdi. Sueli'nin öyküsünü günlerce sabırsızlıkla bekledim. Sueli, 41 yaşında bir kadın bisikletçiydi ve tek başına yolculuk yapıyordu. 9 ay boyunca Kanada'nın Monitoba şehrinden başlamış, Amerika'yı ve Latin Amerika'nın birçok ülkesinden bisikletle gezmiş. Ormanlarda kamp kurmuş, çölleri aşmış ve anlatırken ne bir tereddüt ne bir korku. Dinlerken ben hayal ettikçe kaygılandım. Geçtiği çöllerden

Belçika'da iki hafta kalmış ve İstanbul'dan bisiklet sürmeye başlamış tekrar, şimdi Moğalistan'a gidiyor. Bisiklet sürmeye çocukluğunda başlamış, 8 yaşında babasıyla Belçika'dan Fransa'ya on günde gitmiş. Bu yolculuğunun bir bölümünde yine babası eşlik edecekmiş.

Sueli, utangaç, çekingen bir kadındı. O içe dönük karakteriyle bu kadar tehlikelerle dolu yolculuklara çıkması çok şaşırttı beni. Sueli bir gece kaldı, akşamüstü ışığında deniz manzarasında birer bira içerken öyküsünü dinledim. Gece odamda sobanın başında kendi işlerimizle uğraştık.


Sobanın Yandığı Sıcacık Odada Kendi Halimizde 

Sueli, Yol Hazırlığında 

Sueli'nin Dünya'nın Tüm Çelişkilerini Gördüğü Gözüyle Biz

Bloğu yok, yolculuğunu facebook üzerinden paylaşıyor:


Son olarak bir İngiliz çifti ağırladık. Erkek İrlanda kökenli. İngiltere'den başlamışlar ve Uzak Doğu'ya gidiyorlar. Bir gece bahçede defnelerin altında ateş başı muhabbet ettik. 

Bahçede Ateş Başı Muhabbet

Kadın arkadaşın İngiliz aksanını anlamakta çok zorlandık. İrlandalı erkek arkadaşla anlaşabildik. İlginç bir espri anlayışları vardı, keyifli tiplerdi. Sabah kahvaltısında birlikteydik. 


Kahvaltıdan

Patrick ve Rosy bir gece kaldılar ama olabildiğince bizimle vakit geçirmeye çalıştılar. Hem bahçede gece boyu hem de kahvaltıda bir çok sosyal konuda konuşabildik. Öğlene doğru Samsun'a uğurladık.


Konağın Önünde Bir Hatıra Fotoğrafı

Bisikletler Hazır
İrlanda'daki politik mevzular üzerine o kadar konuştuk ki, Patrick bize konuştuklarımız üzerinden anı defterimize film önerilerinde bulunmuş.

Anı Defterimiz Aynı Zamanda Kültürel Aktivitelerin de  Paylaşımı

Anı defterimizi düşünürken herkes kendi ana dilinde yazsın istemiştik. Dünyadaki dillerin kardeşliği olsun istedik. Farklı dillerde hayaller, dayanışma, paylaşım, gezmenin heyecanı... Almanca, Fransızca, İngilizce, İspanyolca, Baskça, Afrika Dili, Japonca vardı defterimizde, Patrick bir de İrlandaca yazdı.   


Ne Yazdığını Bilmiyorum Ama Hissiyatı Güzel

Evet, gezginlerle böyle bir dayanışma ağında olmak çok keyifli, yaşamımıza birçok coğrafyadan, kültürden birçok renk geldi. Hayallerimiz genişledi, kendimize güvenimiz geldi hayallerimizi gerçekleştirmek noktasında. Hepiniz Hoş Geldiniz.





14 Ocak 2017 Cumartesi

Bir Masal Diyarı: Paltolu Konak


Bir cumartesi sabahı oturdum konağa dair anılarımızı deştim. Hüzünlü bir uğraştı benim için. Bu yolculukta bana yeni besteleriyle eşlik eden arkadaşımın sesi, fon müzik olarak defalarca defalarca çaldı.

https://www.youtube.com/watch?v=iBV4SezpPZU

Konağa gelip de konakta misafir olanlardan Paltolu Konak'a hayran olmayan çıkmadı ve herkes bu konaktaki yaşantımızı çok fazla pastoral bulup kendilerine esin kaynağı olduğunu belirtti. Hatta çocukluklarında izledikleri çizgi filmlerin içinde yaşar gibi hissettiklerini söylediler.
Bilmediğimiz çizgi filmlerdi bunlar. Biri Pettorsson und Findus.



Petterson'un küçük evreninde hem günlük yaşamına dair eşyalar hem de eylemleri olabildiğine doğa ile barışık. Bir de yaşamını paylaştığı hayvanlar var, özellikle kedisi Findus.




Sandalyeleri, dolabı, yerdeki el dokuması kilimleri, perdeleri o kadar  doğal ve insancıl ki Pettersson da gözlükleri, şapkası, sakalıyla bu doğallığın bir parçası.




Yine aynı doğallıkta yatak odası. Karyolası, köşeye koyduğu upuzun sehpası ve yine diğer köşeye koyduğu upuzun sobası. Komodinleri...




Tamir aletleri, buram buram emek kokan atölyesi...




Pettorsson'un kedisi Findus'la kitap okuma sahnesi veya Findus'a uyuması için masal okuması.
İlginçtir ki aynı an bizim konakta da yaşandı. Mahalle Kahvesi'nin ismi Mahalle Kahvesi olmazdan önce. Sait Faik'in öykü kitabından yavru kedimize isim seçerken.





Mahalle Kahvesi'ne, Sait Faik'ten Mahalle Kahvesi öyküsünü okurken




Çok dağınık gibi gözüküyor ama  bu dağınıklığın içinde çeşit çeşit işlevselliklerdeki bu gündelik yaşamı kolaylaştıran, renklendiren nesnelerin ortasında yaşayabilirim.




Kuşlar, tavuklar, kediler, çiçekler, mantarlar, meyveler, ay çiçekleriyle şu bahçedeki huzurun kendine çeken yanı. Gramofon da ne güzel yakışmış bahçeye. 



 Bahçenin bu karşıklığına rağmen  içine çeken güzelliği, evin ahşabına asılmış ahşap merdiven, tamir bekleyen bir bisiklet, demirden tarım aletleri ve yaptığı işe mola vermiş Pettorsson...




Şu ruha insan saatlerce bakabilir. Her ayrıntısıyla içinde olmak istenebilecek bir an. Bazen bizim de kedileri bisiklet sepetine koyduğumuz oluyor.




Sepetli şehir bisikletini aldığımda ilk kedimiz sevgili İsis'in  çıkıp içinde yattığı güzel bir yuvaydı, Pettorsson gibi sepete koyup gezemesek de evin içinde sepete çok yakışıyordu.

Meraklılarına Pettorsson und Findus çizgi filminden bölümler...

Findus'un yavru bir kedi olarak kutuda eve gelişi:

https://www.youtube.com/watch?v=MK35T4Mr20I

Sonrası Findus'la mutlu bir yaşam:

https://www.youtube.com/watch?v=v8_6PRl1xpI

https://www.youtube.com/watch?v=WqE-p_mVnrw


Yine Avrupa'dan gelen gezgin misafirlerimizin konaktaki yaşam tarzımızı benzettiği diğer çizgi fim de Pippi Uzunçorap.

https://www.youtube.com/watch?v=geYoaUKv0WI


Masal diyarı Paltolu Konak'tan anlar...



Sarnıç, kitapların üstünde camdaki sineklerin peşinde.





Mahalle Kahvesi ahşap bavulun içindeki kitapların üstünden uykudan kalkmada...




Şarlo'nun yanındaki çocuk arkadaşının Mahalle Kahvesi'nden bahsi...




Çalışma masamda Çirkin, Mahalle Kahvesi'ni emzirirken... Dağılın kedişler ders çalışmam lazım...




Anneanemin kendi zamanının artık kumaşlarından yaptığı ve bana da üç tane düşen kırk yama şiltelerde, soba arkasında dinlenen Sarnıç.




Gerze'de çöpün yanına bırakılan ve benimde koşarak gidip aldığım ve sapasağlam hasır sepet Çirkin ve oğluşunun uyku ve oyun mekanı...




Yalçın'ın annesi Hatice annenin evin dokusunu renklendireceğini düşünerek binbir renk ve binbir zahmetle ördüğü örtü üzerinde uyuyan yavrularımız.




Hatice annenin çeyiz sandığından çıkarıp kendi elleriyle işlediği kanaviçelerin, geniş pencere denizliklerini süslemesi ve penceredeki ahşap radyoların arasında Sarnıç'ımız...




Pencerede, radyolu pikabı kendine taht edinmiş Prens'imiz, bu haliyle ilkokul çocuklarının favorisi...




Findus gibi şımarık, özgüvenli ve sevimli.




Sarnıç, pencereden pencereye sinek avında. 




Derin varoluşsal sorgulamalar yaşayan, konakta yapılan felsefi tartışmaları dinleyeceğim diye ağaçlara tırmanıp üst katın penceresinden içeriye girmeye çalışan Çirkin, uyumak için entelektüel bir köşe bulmuş kendine...




Kilim çantamın içine saklanmış da yakalanınca JİN'in ifadesi...


ve konaktan kısa bir çizgi film anı.

video





Mutfağın camında bir kedi, her yerde bir kedi, her yerde miyav, her yerde pati, her yerde bıyık, her yerde kuyruk, her yerde yaşam...




Mutfakta gezgin dostlarla bir sabah kahvesi....




On yıldır bisikletiyle dünyayı gezen dostumuzun bir gecelik molası konakta ve yine dünya haritası kucağında...




Belki Yalçın'ın odası daha çok Pettorsson'ın evi, aslında belki de yaşam tarzımızdı, gezginlerin benzettikleri.




Alman genç kadın arkadaşlarla içtiğimiz kahvenin ardından felsefi bir fal okuması... Almanların gözünden konaktaki hallerimiz.





Bir Alman gezginin Çirkin'le halleri...




Konakta Gezi'ye atfen yeryüzü soframız..
.



 Yeryüzü soframızın dumanı üstünde...




Kar ve kedi...




Paltolu Konak hayali için yola birlikte çıktığımız dostlarımız, İsis'e tırmanma tahtası yaparken ama tırmanma tahtası yapılış aşamasında bizim bar sehpamız...





Fotoğrafçı arkadaşım Müge'nin konağa dair enstanteleri...




 ve konu mankeni ben...





Konakta ürettiklerimizle, yavrularımızla mutlu aile tablomuz...





Öykümüzün geçtiği mekan Paltolu Konak, Avusturalyalı bir çift Tim ve Hetty'nin  çizimiyle.





Ve konakta son konuğumuz Çinli Huang'ın bu mekana ve yaşam tarzımıza dair duygu ve düşünceleri.
Yaşam felsefemize hayran kaldığını, Sinop'u ziyaret edip Diyojen'i ve kinik felsefeyi öğrenip çok etkilendiğini, bizim de modern Diyojen'ler olduğumuzu, madde arzusundan uzak basit bir yaşamı kurduğumuzu belirtmiş. Paltolu Konak'a ve burdaki yaşantımıza dair bu satırlardan daha güzel bir övgü olamazdı bizim için.