Translate

14 Ağustos 2016 Pazar

Yeni Bir Workaway Deneyimi: Güney Afrika'dan Amy ile

Yaz tatilinde yollarda olacağız diye gezginleri misafir etmeye yönelik tüm sosyal hesaplarımızı kapatmıştık. Yollara çıkmaya fırsatımız olmadan bir türlü durulamayan bu güzelim coğrafya, sonu görünmez bir yola daha girdi. Yola çıkmaya ne zamanımız ne de enerjimiz kaldı.

Sanırım hesaplarımızın kapalı olduğunu fark etmeyen Amy, bize sanatsal yetenekleriyle katkı sunmak için davet göndermiş. Normalde misafir ağırlayacak bir ruh hali içinde de değildik. Ama Afrikalı olması ve iç mimarlık eğitimi almış olması o bozuk morallerimizin içinden bize biraz da olsa heyecan verdi.

Amy üç aydır Türkiye'deymiş. Olimpos'ta Deep Green'de bungalovlara çizim yapmış.


Amy, Bungalov'a resim yaparken
  
Daha sonra Kaş'ta el işi yapan bir dükkanda çalışmış ve Antalya merkezde bir ailenin çocuğuyla oyun oynayıp İngilizce çalıştırmış.


Antalya merkezde ilgilendiği küçük kız

Ve Amy, Türkiye'deki üçüncü ayının son haftası bize davet gönderdi. Daha önce Workaway'ın işleyişinden bahsetmiştim; kalma, yeme-içme ev sahibine ait, gezgin de yetkinlikleri çerçevesinde ev sahibinin işlerinde yardımcı oluyor. Böylece o bölgenin kültürünü günlük yaşama dahil olarak günlük yaşamın içinden tanımış oluyorsun. Daha önce iki farklı alman çift ile Workaway'ı deneyimlemiştik. Almanların teknik konulardaki başarısı ve gücü gibi zannetmiştik tüm deneyimleri...

Yalçın'la yapılacakların listesini çıkardık. Evin giriş kapısının üstünde uzunlamasına iki bölümlük cam vardı oraya ne zamandır vitray düşünüyorduk çerez niyetinde bir çalışma diye ilk olarak onunla başlamak istedik. Sonrasında evin bodrum katının tahta ile kapatılmış dört camına resim, üçüncü katın altı camına itfaiyeden de yardım alarak resim, gizli defne bahçemizin  baktığı duvara içimizi açacak bir resim diye listemiz uzayıp gidiyordu.

Bratislava'da eski evlere can gelsin diye tarihi evlerin pencerelerini ve kapılarını boyamışlardı, biz de konağın dışarıdan hissedilen o korkutucu ruhunu kırmak için pencerelerine iç açıcı resimler düşlemiştik...


Bratislava'dan özendiğimiz resimler


Pipo ve  balıklar ne ilgisi varsa...

Amy'a vitraydan bahsettik ilk olarak, kendisine listeyi sunmadık. Amy, mutfaktaki Anadolu motifli kilimlerimizi çok beğendi ve oradan motif üretmeye çalıştı.


Amy, Anadolu motiflerini çalışıyor


Amy'nin yardımcısı Jin 


Anadolu esintili motiflerimiz hazır


motifler çiziliyor

Bizim sanatsal iş listesi hikaye oldu, Amy son gün motifleri siyah kontör kalem ile çizdi boyama işi bana kaldı. Sağlık olsun, boyayınca çok keyifli bir iş çıktı. Sanatsal iş listesindeki işler Almanları bekliyor artık. Almanlar çalışma konusundaki yetkinlikleriyle beni bir kez daha şaşırttı.


Eli belinde motifimiz











Şimdi güneş vurduğunda, giriş salonunun duvarına motiflerin yansıması düşüyor ve biz Amy'i hatırlıyoruz.


Vitrayın duvara yansıması

Amy, Afrika dili biliyor ve çok dilli defterimizde Afrika dili de olacak diye çok sevinmiştim ama anadili İngilizce'ydi. Bildiği Afrika dili de İngilizce ve Almanca karışımıymış.
Güney Afrika Cumhuriyeti'nde 11 resmi dil varmış. Demokrasi gayet güzel işliyormuş. Ve kadınlar özgürmüş. 


Amy'nin ardından kalan iki cümlelik Afrika dili...

ve bir röportaj; gezgin olmak, gezmenin dünya barışına katkısı, gezmenin empati duygusunu arttırması ve ön yargıların yıkılması gibi başlıklarda oluşturduğum sorulara yanıtları...


 


Ve Amy davet gönderirken referans olsun diye bir iç mimar olarak yaptığı son çalışmaların web sitesinin adresini de göndermiş:


24 Temmuz 2016 Pazar

Tim ve Hetty

Tim ve Hetty ile tanışamadım, o süreçte evde olmadığım için Yalçın ağırladı arkadaşları. Ama arkalarından kalan notlara, çizimlere, fotoğraflara, Yalçın'ın yaptığı görüşmenin video kaydına baktığımda tanışmayı arzu edeceğim bir çift olduğunu anlıyorum

yolculuğun yeşerttiği umudun gülümsemelerine vuran güzelliği

Tim ekolojist, Hetty de hukuk mezunuymuş, ikisi de Avustralya'nın Melbourne şehrinden. Yalçın'ın yaptığı görüşmede de bahsediyorlar ki yolculuklarının amacı; insana, yaşama dair kaybettikleri umutlarını farklı kültürlerdeki insanlara, yaşamlara temas ederek yeşertmek. Yolculuk boyunca paylaştıklarının, tanık olduklarının iç dünyalarını çok fazla beslediklerini anlatmışlar.




Aynı ifadeyi anı defterimize yazdıkları notta da kullanmışlar.


Sevgi dolu dilekleri

Bir anı derleyicisi olarak arkalarında bıraktıkları çizimleri, küçük notları çok hoş bir paylaşım olarak buldum.


Onların gözünden Paltolu Konak


küçük ama sıcacık dilekler

Güzel bir moladan sonra yollar bekler...







Yolunuz ve ufkunuz açık olsun. Eminim ki bir ömür boyu barışçıl, insan sevgisi dolu bir yaşamı yaşayabilmeniz için umudunuz bol olacak.

Onlar pedallayan emeğin güzelliğiyle bizim yazınımızda böyle yer alırken Yalçın da onlara açtığı konağın kapısıyla bloglarında şu ifadelerle yer almış.



ve umutsuzluktan umuda doğru bisikletle büyüttükleri öyküleri

23 Temmuz 2016 Cumartesi

Almanların yolculuk tutkusu

Düşündüğümde şimdiye kadar Paltolu Konak'ta en fazla Alman gezgini ağırlamışız. Almanların bu yolculuk tutkusu neden kaynaklanıyor tam olarak anlayamadım. Ama öykülerini dinlediğimizde ailelerinde de seyahat etme kültürünün olduğunu ve çocukluklarından beri seyahat ettiklerini söylüyorlar. Bizim ailelerimizde ise gezerek öğrenme, farklı mekanlardaki yaşamları, kültürleri deneyimleme çabası neredeyse yok. Bunun tabi ki ekonomik ve entellektüel birikim ile ilişkisi çok açık.

Johanna ve Michael farklı yaşamlara dokunmak için on hafta önce yola koyulmuşlar. Birçok deneyimi bisiklet çantalarında biriktirerek konağın kapısını çaldılar. Tesadüf o ki o gece de Gerze Eğitim-Sen'de Onur Haftası dolayısıyla "Benim Çocuğum" adlı belgesel filmi izleyecektik. Arkadaşları da davet ettik, hep birlikte bir film etkinliği ve tartışmada buluştuk. Avrupa'da da olsa LGBT-İ bireylere karşı ön yargının var olduğunu dinledik. İstanbul'da başladıkları Onur Haftası etkinliklerine Gerze'de devam etmenin keyfini yaşadılar, biz de başka ülkelerde yaşanan deneyimleri dinlemenin keyfini...

Bir gecelik davete bir gece daha ek yapmak istediler, konak nasıl olsa çok odalı, çok kolay kendine ait alanına çekilebiliyorsun o yüzden misafirin varlığı günlük yaşam alanımızı çok da sınırlamıyor,  aksine farklı kültürlere ait yemekler yiyebiliyorsun veya bir kahve molası verdiğinde mutfakta, farklı konuları tartışmanın, farklı öyküleri dinlemenin, dil pratiği yapmanın keyfini yaşayabiliyorsun...

Bu gönüllü gezginperverliği çok sevdik. Çalıştığımız sekiz ay boyunca kımıldayamadığımız evimize dünyanın farklı renkleri giriyor.

Bir gün denize gitmenin keyfini yaşadılar, taze fasülye yemeği yaptılar ve karanlık çökünce bahçeye, defnelerle örtülü gizli bahçemizde ateş etrafında muhabbete koyulduk.


Gizli bahçede Çirkin de muhabbette, Johanna ile.

Johanna, sosyal hizmetler uzmanıymış ve göçmen çocuklar ile çalışmayı tercih ediyormuş. Farklı ırktan, dilden ve kültürden çocukların ön yargısız bir arada oyun oynaması, hayaller kurması ona umut veriyormuş ama ailelerin ise çocuklarının oyun ve hayal arkadaşlarına dair ön yargıları en korktuğu şeymiş. "Savaşların temeli ön yargıdır" diyor, çocukların barış içinde yaşaması ise ona çok iyi geliyormuş. Göçmenler konusunda ülkelerin ikiyüzlü politikalarını öfke ile eleştirdi, özellikle Merkel'i.

Her gelenle olduğu gibi muhabbetimiz belli bir kanaldan akıyor. Birbirimizi besler, destekler, ufuk açar nitelikteki muhabbetleri seviyoruz. Gece geç saate kadar ateş başı muhabbetimiz sürüyor. Johanna İran'a kadar gidecek Michael ise Uzak Doğu'ya.

Sabah bisikletle yola çıkacaklardı ama sıcaktan akşamüstüne kadar beklemeyi tercih etmişler. Ben de seminerden gelince birlikte ev yemeklerinin yapıldığı deniz kenarı bir lokantaya gittik. Deniz manzaralı bir masada karnıyarık yedik.


Bir deniz kıyısı lokantası

Yıllardır biz de geziyoruz, gezenlerin öyküsünü de dinliyoruz. Gezginlerin gezerken farklı kültür, din, ırk, dillerdeki insanlara dokunuşu ve bu dokunuşların dünya barışı için katkısı üzerine bir araştırma yapma fikri kafamda bir süredir şekilleniyor. Özellikle Johanna ve Michael'in bisikletle Romanya'dan geçerken yaşadığı iki öykü bu konuyu daha ciddi düşünmemi sağladı. Bir çobanın koyunlarından yaptığı peyniri ısrarla onlarla paylaşma çabası ve göçebe Çingenelerin yine ısrarla onları çadırlarına daveti...

Gezerken deneyimlenen farklılıklar ve bu farklıklara rağmen hissedilen sevgi, paylaşım, dayanışma, empati, önyargıların yıkılması dünyadaki insanların barış içinde yaşaması için katkı sunan deneyimler...

Ben de bu bakışa dair sözlü tarih çalışması yapmak için sorularımı hazırladım ve kamerayı Johanna ve Micheal'e çevirdim.







Bu görüşmelerle böylece doktorada çalışmak istediğim diyaloğa dayalı eleştirel halkla ilişkiler ile kurulan gezgin kültürünün dünya barışına katkısı konulu araştırmanın ilk adımını da atmış oldum. Heyecanlıyım.

Bu günlerde Sinop'un yürüyüş, bisiklet, off-road rotalarını çıkarmak için Sinop'ta araştırma yürüten ve bu araştırmasını bir kitapçık şeklinde basacak olan Ersin Demirel, Ayancık'ta çalışmasını yürütürken konakta iki gün konuk ettiğimiz Alman gezginlere rastlıyor ve Ersin'in kamerasından arkadaşlar...

Bizim de elimizden geldiğince yardım etmeye çalıştığımız Ersin Demirel'in bloğu: 

Çalışmasının ürünü Sinop kitapçığını heyecanla bekliyoruz.


Ersin Demirel'in kamerasından

ve misafir ettiğimiz her gezgin gibi arkalarından anadillerinde ama bizim anlayamadığımız el yazıları kaldı. Defterdeki anadillerin kardeşliği, dünya halklarının kendi dillerinde barışçıl ifadesi...


Güneş, kelebek, bisiklet ve gülücük çizimleriyle geride kalan notları


Kendi dillerinde, kendi el yazısıyla hissettikleri

Akşamüstü güneş biraz daha ufuk çizgisine yönelince yola koyuldular, konak önü gelenekselleşmiş fotoğrafımızı da çektikten sonra bize imrenerek el sallamak düştü. Yollarda olmak vardı.


Yolculuk öncesi


Yolunuz açık olsun

Michael'in yolculuğunu anlattığı bloğu: 
http://michi-unterwegs.de/


ve onlara dair Macaristan'da  Mesterszallas gazetesinde çıkan yazı: 
This day started like the others, I could start the story like this.. But
on that morning I meet Johanna and Michael two young people from
Germany. Who came on our village by bicycle from Nürnberg. Michael is a math
and sport teacher Johanna's profession is a kindergarten teacher, but
before they starting theirs LIFE they wanted to see the real world with
their own eyes. So they think to start a tour to Iran cross the countries
with bicycle. Maybe someone will think this is a crazy idea or maybe
irresponsible but for them it's not just a life experience but the life
itself. The route was drawn on the map and they started the travel from
Nürnberg across the European countries on row: Czech Republic, Slovakia,
Hungary, Romania. Recently they sent me a photo from the Black sea
accurately the Bulgarian beach. And how I meet them? They were in the
Mayor's office talking with Kiss Gábor the Mayor. I can say in
Mesterszállás they came accidentally because this little village was not on
their route, but on that day the weather get cold and just start raining
they observe the quiet little village Mesterszállás maybe they can pull up
their tent for a night.They arrived in the village in the evening when a
passer showed them the Mayor's house. Kiss Gáor the Mayor took them to the
guesthouse which was waiting the travelers with white clean bedding. In the
next morning they wake up for a cool and rainy day. From the conversations
I realized they don't want to go in hurry rather if raining they will wait
it to stop. The Mayor invite them to local communal kitchen for lunch and
for one more night in the guesthouse. I invited them for dinner and I was
happy because they accept it. Near the dinner we talk about their journey,
their goals and about the world we had a great evening together. During the
day they discovered our little village, visited the Catholic church, the
school and the handcraft exhibition of the local people.

On the next morning they preparing to leave Mesterszállás, but before
leaving they came to my workplace to say goodbye.

I meet two friendly nice people, and despite of differences we had a lot
things in common, finally I promised if I will go to Nürnberg I will visit
them to see each other again. They take their memory with them about
Meserszállás and after years when they looking their photos from heir with
their children and grandchildren they remember about us with good heart.
Have a nice trip Johanna and Michael and thank you for visiting us. Gute
Raise!






10 Haziran 2016 Cuma

Evrensel imece denemeleri: Work Away



Eğer gezginsen ve gezdiğin yerlerde insanların günlük yaşamlarına dokunmak, onlarla birlikte üretmek istiyorsan Work Away  güzel bir seçenek. Anadolu'nun kadim dayanışma yöntemi imecenin çok dilli, çok kültürlü biçimi...

Kendi yaşam alanının yardım ihtiyaçlarına göre bir liste oluşturuyorsun ve insanlar ilgilerine, yeteneklerine, merak duydukları coğrafyalara, dahil olmak istedikleri günlük yaşam pratiklerine göre sana yardım etmek için davet gönderiyorlar. Onlar sana yardıma ihtiyacın olan işlerde yardım ederken sen de onların barınma, yeme-içme, temizlik ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorsun.

Biz de Paltolu Konak için oluşturduğumuz profilimizde; bahçecilik, yemek pişirme, ev işlerinde yardım, dil pratiği, inşaat işleri, ekolojik ve sanatsal projeler alanlarında evrensel bir imece çağrısı yaptık. 

Çağrımıza otostopla Moğalistan'a giden bir Alman çift davet gönderdi. Bir müddet çalışmak, aynı zamanda yolda olma ruhuna biraz ara vermek, insanların yaşamlarına daha fazla dokunmak, insanların günlük yaşam pratiklerinin içinde eylemek gibi düşüncelerle bize yardımcı olmak istemişler. Bizim ve davet gönderen çiftin en büyük şansı; birlikte ilk Work Away deneyimimizi paylaşacak olmamızdı. Ne onlar ne de biz daha önce böyle bir paylaşımı deneyimlemiştik.

Bir pazar akşamı otostopla Gerze'ye geldiler. Tanışmamız akşam yemeği eşliğinde oldu.


Yalçın'ın leziz yemekleriyle

Genç kadın arkadaş Carina İngilizce öğretmeni, Fabian da beden eğitimi öğretmeniymiş. Çalışmaya ara vermişler ve insanları, farklı coğrafyaları tanımayı tercih etmişler. Yolculukları bir ay önce Almanya'dan otostop ile başlamış ve bir ay gibi kısa bir sürede Sinop'a gelmeyi başarmışlar.


Artık gezginler ile birlikte gelenekselleşmiş yeryüzü soframız

İkinci akşam yemeğinde Gerzeli bir arkadaşımız bize eşlik ediyor. Yaklaşık 2-3 yıldır, gönüllü misafir etme ağlarına üyeyiz ve evimizde ağırladığımız onlarca kişiyi Gerze'deki günlük yaşamın içine dahil etmeye çalışıyoruz. Hem onlar Gerze'deki günlük yaşam kültürünü tanısınlar hem de Gerzeliler farklı kültürlerden gezginlerle iletişim kurup yaşamı renkli kılmak için farklı yaşam öykülerine tanıklık etsinler diye misafirlerimizle Gerzeliler arasında bir bağ kurmaya çalışıyoruz. Gerzelilerin de sosyal yönlerinin güçlü olması bu kaynaşmayı kolaylaştırıyor. Gerzeli dostlarımızdan gezgin misafirlerimizi akşam yemeğine, sabah kahvaltısına davet edenler, el yapımı ahşap oyuncak hediye edenler, evimizde onlara eşlik edenler, doğa yürüyüşlerinde iletişim kurmaya çalışanlar ve paylaşımlarımızdan sonra bu ağlara üye olmak isteyenler oluyor. Her yönüyle barışçıl, dayanışmaya açık, çok kültürlü, çok dilli, empatiyi geliştiren, farklı kültürlere, dillere, coğrafyalara merakı artıran, günlük yaşamın monotonluğunu kıran  paylaşımlar...

İlk gün biz okulda olduğumuz için  Carina ve Fabian yalnız çalışıyor. Öğle yemeği için eve geldiğimde ikisi de yalın ayak toprağın üstünde otları temizliyorlardı. Fabian otları kesiyor, Carina da bulduğu küçük bir yoğurt kovasına otları dolduruyordu. Birden çok sevimli geldiler gözüme. İkinci gün Yalçın'ın da benim de boş günümüz, kahvaltı ile güzel bir güne başlıyoruz.


ve her fırsatta ve yine ve yine dünya haritası açılıyor

İş planımızda; bahçenin tamamını kaplamış insan boyundaki otları makine ile kesmek, paletlerden defnelerin altında oturmak için bank yapmak, evsel yeşil atıkları gübreye dönüştürmek için kompost kutusu yapmak var.


Ben otları kesme işine giriyorum

Kış boyunca yağan karın ve yağmurun etkisiyle otlar almış başını gitmiş, makine bile zorlanıyor kesmek için.


Fabian ve Carina  paletten bank yapıyor

Paletlerin işlevselliği çok fazla; yatak yap, sehpa yap, bank yap, kitaplık yap...


Yalçın ve Carina kompost kutusunu yapıyor

Kış boyunca biriktirdiğimiz ve bahçeden çıkan yeşillikler gübre olmak üzere biriktirilecek.

Çalıştıkça kaynaşıyoruz, Yağız ve annesi Gülnur Abla geliyor, paletlerden yapılma üç bankımız da hazır olunca defnelerin altında dinlenelim istiyoruz. Molamızda Tarsus'tan getirdiğimiz boğma rakı renk katıyor.

Banklarda boğma molası

Defne altı muhabbetimiz kalabalıklaşıyor, Yağız'ın babası Rıza Hoca geliyor hem de arabasında orakla.

Boğmalar içilince çalışma hararetleniyor, bir yandan Rıza Hoca orakla bir yandan ot biçme makinesi ile biz, ortalık toz duman...


Bahçe tamamen açılıyor

Akşam soframız daha da kalabalıklaşıyor, Ado ve Bekir Abi. Çok dilli muhabbet, Almanca, Türkçe, İngilizce.


Gerze'de insanların buluştuğu, toplandığı alternatif bir mekana dönüşüyor bahçe.

Bu kültürel kaynaşma gecesine Alman gezginlerin elmalı tatlısı renk katıyor. Elmaları şekerli sosa batırıp tavada kızartıyorlar. Çok da güzeldi.


Basit ve lezzetli Alman tatlısı


İmece yoluyla işler kolayca ve hızlıca ve keyifle ilerliyor. Birlikte çalışmamızın ikinci günü otlar bitmiş oluyor, geriye taşları, çöpleri ve biçilen otları ayrıştırmak ve taşımak kalıyor. Bahçe tertemiz oluyor.


Fabian kompost kutusuna otları taşıyor, Carina tırmıkla taşları topluyor



 Ben de kıyıda köşede kalmış otları orakla biçiyorum

Defnelerin altı güzel bir sohbet köşesi oluyor, akşamüstü yorgunluğumuzu birer bira ile atalım derken bize eşlik eden Yağız ve Caner'le muhabbette gece yarısını buluyoruz. Ve  o muhabbetin içinde Paltolu Konak'ın bir "freeland" olduğunu tartışıyoruz. Evet, Foucault'un tabiriyle bir "heterotopya mekân." Zamanın, mekânın ve belleğin sınırlarını aşan bir ruh.


 Muhabbet...



Ateş...


ve bir tiyatro sahnesi olan evren...

Hep birlikte  sevgiyle, paylaşımla, imeceyle ördüğümüz günler keyifli, onlar da biz de bu Work Away ruhunu seviyoruz. Çalışarak, yiyerek, içerek, muhabbetle, farklı kültürleri kaynaştırarak, yüzyıllardır konuşulan dilleri kaynaştırarak halkların dayanışmasını ve kardeşliğini örüyoruz.

Okuldan yorgun geldiğimiz bir gün evde harika yemekler hazırlanmış, insanın eve geldiğinde hazır masaya oturması ne kadar keyifliymiş.

Hazırladıkları mantar soslu köfte


Yeşil Gerze Dağcılık kulübünün Çernobil'in yıl dönümü dolayısıyla Sinop'ta yapılması planlanan nükleer santrali protesto etmek için İnceburun'a düzenlediği geziye katılıyoruz hep birlikte. Sarıkum'dan başlayan trekkingimiz çöller, ormanlar, dağlar, denizler aşarak İnceburun'un deniz fenerinde son buluyor.



Sinop'ta planlanan nükleer santrali protestomuz


piknik tadında öğle yemeğimiz


Carina ve Fabian


Günün yorgunluğu



Carina ve Fabian'la on gün birlikte geçirdik, çok keyifliydi gerçekten. Sanki ev arkadaşıydık. Gittiklerinde kocaman bir boşluk bıraktılar arkalarından ve paylaşımlarımıza dair birkaç satır...



Arkalarından kalan birkaç satır...

ve kısa bir görüşme...






17 Mayıs 2016 Salı

İranlı Bisikletli Bir Kadın



Hem İranlı Hem Bisikletli Hem Kadın...
İran, bisiklet, kadın; yan yana zar zor duran kelimeler. Bu sözcükleri yan yana koymak, düşünsel olarak bile bir direnç gerektiriyor.


Hajar ve Mohammed, Warmshowers'dan misafirlik isteği gönderince, günlük yaşamın her şeyiyle yolunda giden yanının yarattığı can sıkıntısının arayışıyla yollara düşmüş Avrupalıların hikayelerinden  farklı bir hikayeye tanık olma isteğiyle bu çifti konakta misafir etmek istedik.


Sırılsıklam ıslanmış olarak geldiler, odalarını gösterip çıkmak zorunda kaldık. Islandıkları için sobayı yakmak istemişler ama sobayı nasıl yakacaklarına karar verememişler. Bu ikinci çiftimiz sobayı yakmak için Google'a başvuran.


Tanışmamız, muhabbetimiz sabah kahvaltıda başlıyor. Hajar avukat, Mohammed de mühendismiş. Hajar İngilizce bildiği için muhabbetimiz onunla sürüyor. Zaten bisiklet kullanan İranlı bir kadın olarak onun öyküsünü merak ediyorum. Yaşadıkları şehir İsfahan'a yakın ve katı İslami kurallarla yönetiliyormuş. Kadının bisiklet kullanması yasak, bisiklet elinde yürüyebiliyorsun ama bisiklet kullandığında ahlak polisi bisikletine el koyabiliyor. 2 yıl boyunca ailesinden bisikletini saklamış ve kıyıda köşede ahlak polisinden gizli saklı bisiklet kullanmayı öğrenmiş.


Güçlü ve bir o kadar da alçak gönüllü bir yapısı vardı. İran'daki feminist örgütlenmelerden ve bu örgütlenmelerin aktif kadınlarının hapishanelerdeki halinden bahsetti.


Avrupalı bir kadın için bisiklet kullanımı çok olağan, günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası ve tektipleşmiş refah içindeki günlük yaşantıdan kaçıp maceraya atılmak için kullanılan bir araç iken İran'da bisikletin kullanımı ise bir başkaldırı biçimidir.


akşam yemeği paylaşımımızdan


İran sinemasına ve müziğine olan ilgimizi paylaşınca, arkadaşlar dinlememiz ve izlememiz gerekenler üzerine naçizane bir liste oluşturdular. Gecemiz İran müziğinin eşsiz ezgileri ile geçiyor.
Mevlana'nın mesnevilerinin bestelerini dinliyoruz. İran müziği inanılmaz.


Kültürel paylaşım listesi 

Oluşturdukları film ve müzik listesi:
Asghar Farhadi: The Past, Sepration, About Eli
Jafar Penahi: Offside
Majid Majidi
Tahmine Milani: Two woman, Atash, Divorced Children, Nimeye Penhan
Shajarian: Chera Rafti, Why did you go
Shahram Nazeri: Atash dar Neyestan (Kurdish music)
Kayhan Kalhor
Pop music: Ebi
Gogosh
Marziye
Namjo
Najafabad: Moein


İstanbul'a uygun uçak bileti bulunca bu yolculuğa 2 saat içinde karar vermişler ve kararlarının acilliği gibi hazırlıkları da donanımları da aceleye gelmiş. Sadece bu kadar malzeme ile yolculuk yapıyorlardı.


Veda sabahı


Yolculuklarına dair kısa bir görüşme:


Ve geriye bisikletle İslam kültürüne direnen bir çiftten birkaç cümlelik Farsça yazı kaldı, gezginlerin anı defterinde

Farsça'nın da anı defterimizde olmasının sevinciyle