Translate

10 Haziran 2016 Cuma

Evrensel imece denemeleri: Work Away



Eğer gezginsen ve gezdiğin yerlerde insanların günlük yaşamlarına dokunmak, onlarla birlikte üretmek istiyorsan Work Away  güzel bir seçenek. Anadolu'nun kadim dayanışma yöntemi imecenin çok dilli, çok kültürlü biçimi...

Kendi yaşam alanının yardım ihtiyaçlarına göre bir liste oluşturuyorsun ve insanlar ilgilerine, yeteneklerine, merak duydukları coğrafyalara, dahil olmak istedikleri günlük yaşam pratiklerine göre sana yardım etmek için davet gönderiyorlar. Onlar sana yardıma ihtiyacın olan işlerde yardım ederken sen de onların barınma, yeme-içme, temizlik ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorsun.

Biz de Paltolu Konak için oluşturduğumuz profilimizde; bahçecilik, yemek pişirme, ev işlerinde yardım, dil pratiği, inşaat işleri, ekolojik ve sanatsal projeler alanlarında evrensel bir imece çağrısı yaptık. 

Çağrımıza otostopla Moğalistan'a giden bir Alman çift davet gönderdi. Bir müddet çalışmak, aynı zamanda yolda olma ruhuna biraz ara vermek, insanların yaşamlarına daha fazla dokunmak, insanların günlük yaşam pratiklerinin içinde eylemek gibi düşüncelerle bize yardımcı olmak istemişler. Bizim ve davet gönderen çiftin en büyük şansı; birlikte ilk Work Away deneyimimizi paylaşacak olmamızdı. Ne onlar ne de biz daha önce böyle bir paylaşımı deneyimlemiştik.

Bir pazar akşamı otostopla Gerze'ye geldiler. Tanışmamız akşam yemeği eşliğinde oldu.


Yalçın'ın leziz yemekleriyle

Genç kadın arkadaş Carina İngilizce öğretmeni, Fabian da beden eğitimi öğretmeniymiş. Çalışmaya ara vermişler ve insanları, farklı coğrafyaları tanımayı tercih etmişler. Yolculukları bir ay önce Almanya'dan otostop ile başlamış ve bir ay gibi kısa bir sürede Sinop'a gelmeyi başarmışlar.


Artık gezginler ile birlikte gelenekselleşmiş yeryüzü soframız

İkinci akşam yemeğinde Gerzeli bir arkadaşımız bize eşlik ediyor. Yaklaşık 2-3 yıldır, gönüllü misafir etme ağlarına üyeyiz ve evimizde ağırladığımız onlarca kişiyi Gerze'deki günlük yaşamın içine dahil etmeye çalışıyoruz. Hem onlar Gerze'deki günlük yaşam kültürünü tanısınlar hem de Gerzeliler farklı kültürlerden gezginlerle iletişim kurup yaşamı renkli kılmak için farklı yaşam öykülerine tanıklık etsinler diye misafirlerimizle Gerzeliler arasında bir bağ kurmaya çalışıyoruz. Gerzelilerin de sosyal yönlerinin güçlü olması bu kaynaşmayı kolaylaştırıyor. Gerzeli dostlarımızdan gezgin misafirlerimizi akşam yemeğine, sabah kahvaltısına davet edenler, el yapımı ahşap oyuncak hediye edenler, evimizde onlara eşlik edenler, doğa yürüyüşlerinde iletişim kurmaya çalışanlar ve paylaşımlarımızdan sonra bu ağlara üye olmak isteyenler oluyor. Her yönüyle barışçıl, dayanışmaya açık, çok kültürlü, çok dilli, empatiyi geliştiren, farklı kültürlere, dillere, coğrafyalara merakı artıran, günlük yaşamın monotonluğunu kıran  paylaşımlar...

İlk gün biz okulda olduğumuz için  Carina ve Fabian yalnız çalışıyor. Öğle yemeği için eve geldiğimde ikisi de yalın ayak toprağın üstünde otları temizliyorlardı. Fabian otları kesiyor, Carina da bulduğu küçük bir yoğurt kovasına otları dolduruyordu. Birden çok sevimli geldiler gözüme. İkinci gün Yalçın'ın da benim de boş günümüz, kahvaltı ile güzel bir güne başlıyoruz.


ve her fırsatta ve yine ve yine dünya haritası açılıyor

İş planımızda; bahçenin tamamını kaplamış insan boyundaki otları makine ile kesmek, paletlerden defnelerin altında oturmak için bank yapmak, evsel yeşil atıkları gübreye dönüştürmek için kompost kutusu yapmak var.


Ben otları kesme işine giriyorum

Kış boyunca yağan karın ve yağmurun etkisiyle otlar almış başını gitmiş, makine bile zorlanıyor kesmek için.


Fabian ve Carina  paletten bank yapıyor

Paletlerin işlevselliği çok fazla; yatak yap, sehpa yap, bank yap, kitaplık yap...


Yalçın ve Carina kompost kutusunu yapıyor

Kış boyunca biriktirdiğimiz ve bahçeden çıkan yeşillikler gübre olmak üzere biriktirilecek.

Çalıştıkça kaynaşıyoruz, Yağız ve annesi Gülnur Abla geliyor, paletlerden yapılma üç bankımız da hazır olunca defnelerin altında dinlenelim istiyoruz. Molamızda Tarsus'tan getirdiğimiz boğma rakı renk katıyor.

Banklarda boğma molası

Defne altı muhabbetimiz kalabalıklaşıyor, Yağız'ın babası Rıza Hoca geliyor hem de arabasında orakla.

Boğmalar içilince çalışma hararetleniyor, bir yandan Rıza Hoca orakla bir yandan ot biçme makinesi ile biz, ortalık toz duman...


Bahçe tamamen açılıyor

Akşam soframız daha da kalabalıklaşıyor, Ado ve Bekir Abi. Çok dilli muhabbet, Almanca, Türkçe, İngilizce.


Gerze'de insanların buluştuğu, toplandığı alternatif bir mekana dönüşüyor bahçe.

Bu kültürel kaynaşma gecesine Alman gezginlerin elmalı tatlısı renk katıyor. Elmaları şekerli sosa batırıp tavada kızartıyorlar. Çok da güzeldi.


Basit ve lezzetli Alman tatlısı


İmece yoluyla işler kolayca ve hızlıca ve keyifle ilerliyor. Birlikte çalışmamızın ikinci günü otlar bitmiş oluyor, geriye taşları, çöpleri ve biçilen otları ayrıştırmak ve taşımak kalıyor. Bahçe tertemiz oluyor.


Fabian kompost kutusuna otları taşıyor, Carina tırmıkla taşları topluyor



 Ben de kıyıda köşede kalmış otları orakla biçiyorum

Defnelerin altı güzel bir sohbet köşesi oluyor, akşamüstü yorgunluğumuzu birer bira ile atalım derken bize eşlik eden Yağız ve Caner'le muhabbette gece yarısını buluyoruz. Ve  o muhabbetin içinde Paltolu Konak'ın bir "freeland" olduğunu tartışıyoruz. Evet, Foucault'un tabiriyle bir "heterotopya mekân." Zamanın, mekânın ve belleğin sınırlarını aşan bir ruh.


 Muhabbet...



Ateş...


ve bir tiyatro sahnesi olan evren...

Hep birlikte  sevgiyle, paylaşımla, imeceyle ördüğümüz günler keyifli, onlar da biz de bu Work Away ruhunu seviyoruz. Çalışarak, yiyerek, içerek, muhabbetle, farklı kültürleri kaynaştırarak, yüzyıllardır konuşulan dilleri kaynaştırarak halkların dayanışmasını ve kardeşliğini örüyoruz.

Okuldan yorgun geldiğimiz bir gün evde harika yemekler hazırlanmış, insanın eve geldiğinde hazır masaya oturması ne kadar keyifliymiş.

Hazırladıkları mantar soslu köfte


Yeşil Gerze Dağcılık kulübünün Çernobil'in yıl dönümü dolayısıyla Sinop'ta yapılması planlanan nükleer santrali protesto etmek için İnceburun'a düzenlediği geziye katılıyoruz hep birlikte. Sarıkum'dan başlayan trekkingimiz çöller, ormanlar, dağlar, denizler aşarak İnceburun'un deniz fenerinde son buluyor.



Sinop'ta planlanan nükleer santrali protestomuz


piknik tadında öğle yemeğimiz


Carina ve Fabian


Günün yorgunluğu



Carina ve Fabian'la on gün birlikte geçirdik, çok keyifliydi gerçekten. Sanki ev arkadaşıydık. Gittiklerinde kocaman bir boşluk bıraktılar arkalarından ve paylaşımlarımıza dair birkaç satır...



Arkalarından kalan birkaç satır...

ve kısa bir görüşme...






8 Şubat 2016 Pazartesi

Paltolu Konağın Mutlu Aile Tablosu


Yalçın  15 günlük bir bisiklet turundan tazelenmiş, neşelenmiş, yaşlanmış ve yakışıklanmış olarak döndü. İlk haftasını Amerikalı George ile yol alarak, dağda taşta kamp kurarak, birlikte yemek yaparak ve en önemlisi pedallayarak geçirmişler.

(sahi ben niye yazıyorum ki onun yolculuğunu, isterse kendisi yazsın.)

Dün akşam konağa gelen gazetecilik öğrencisi Gökay'ın objektifinden mutlu çekirdek ailemiz...



     Tarihsel akışın tam şuanında yaşanan ve 
                                                    tarihsel akışa yansıyan bir kare



Konak bir 100 yıl daha yaşarsa,
 konağın siyah-beyaz hatıraları içinde yer alacak bir kare

Ne kadar şanslıyız ki; 100 yıllık, böylesine farklı öyküleri barındıran bir mekâna kendi öykülerimizi ekleme mutluluğumuz oldu. Mekan içinde mekan, zaman içinde zaman, öykü içinde öykü, konak tıpkı matruşka bebekler gibi...

17 Aralık 2014 Çarşamba

Hakkımızda


                Kapitalizmin insanı betona ve yönetebileceği kente sıkıştırması ve bizlerin (Elif-Bensu-Yağız-Yalçın) bu sıkışmaya başkaldırı olarak insanların gözünde saçma gözüken bir yaşam kurma hayali ile çıktık bu yola. Betona girmeyi ve ruhumuzu betona hapsettirmeyi istemiyoruz. Biz patikaları seviyoruz. Biz ahşaptan,  taştan, kerpiçten, yaşanmışlıklardan ve emekten yanayız. Emek harcayarak yaşanmışlıklara yaşanmışlık ekleyip tarihi geleceğe taşımak istiyoruz.  BİLİYORUZ Kİ; dünyada yalnız değiliz, kapitalizmin bize dayattığı çizgilere başkaldırı deneyimimizi bizim gibi düşünenlerle paylaşmak istiyoruz.
We (Elif, Bensu, Yağız, Yalçın) started off with the dream of setting a life space which looks silly to other people as a rebellion against the capitalism forcing us to live in a city and its concrete houses where people can be easily controlled. We don’t want to live inside those concrete houses, and don’t want our souls to be imprisoned there. We like pathways. We stand for the wooden, stone or adobe houses, and the experiences and labor. We want to bring the history to the future by laboring and doubling those experiences up.  We do know that we are not alone, and we want to share the experience of the rebellion against the lines which we are forced to follow by capitalism with the people who are of the same mind.



                Alternatif bir yaşam kurmak için, taştan, ahşaptan ve kerpiçten bir asra kafa tutan bu kozanın, bizleri özgür birer kelebeğe dönüştüreceğine inanıyoruz. Bizler için özgürleşmek bu konak ile anlamını bulacak sanki..
To establish an alternative life space, we believe that this cocoon which is made from wood, stone and adobe and is resisting for a whole century will turn each of us into a free butterfly. To us, freedom will find its true meaning with this mansion..

“ İnsanın, ruhu ezilmeden doğayla bütünleşebileceği , benliğini bulabileceği ve  kelimelere sığmadan sessizliği yaşayabileceği bir barakadır bu konak.” (Yalçın)
“This mansion is a shed where one can be united with the nature without any pressure, discover themselves and experience the tranquility without the limitation of words.” (Yalçın)

“Eskinin ruhuyla toprağın buluşması” (Yağız)
“Where the spirit of old times meets nature.” (Yağız)

“Evrende uçuşan sonsuz sayıdaki ruhun elbet konaklayacağı mekanlar vardır. Öyle sanıyorum ki bu konak da birbirinden farklı birçok ruha sığınak olmuştur.  Ermeni bir taş ve ahşap ustasının bu konaktaki emeğinin içinde yaşamak, ruhuma sonsuz çağrışımlar katıyor.” (Elif)
“There are, of course, some places where endless souls floating in the universe settle down for a while. I suppose that this mansion have sheltered different kind of souls. Living in the work of an Armenian stone and wooden house constructor effects my soul with endless connotations.” (Elif)

“Ruhumun her zaman eskiye ait olduğuna inanmışımdır. Ondandır ki bu konakta olduğum her an, bedenimin sıkıştığı zamandan köklerime bir dönüş, topraklarıma ziyarettir benim için.”(Bensu)
“I have always believed that my soul belongs to the old times. That’s why every moment I’m here, in this mansion, is a comeback to my orijin and a visit to my homeland escaping from the time my body has been stuck.” (Bensu)

Konağa ait bu çağrışımlara sahip bizler;
We who have those connotations about this mansion;

Yalçın; sözcüklere düşman, sessizliğin sonsuz derinliğinde bir felsefeci.
Yalçın; Antiverbal philosopher in the eternal deepness of silence.

Yağız; eskiyi merak eden, doğanın ruhunu özümsemeye çalışan bir ruh.
Yağız; a soul who is curious about the past, and trying to internalize the soul of nature.

Elif; adının anlamıyla özdeş bir panteist. Gezgin bir  öykü derleyicisi.
Elif; a pantheist same as the meaning of her name. A wandering story compiler.

Bensu; hayata üretmek, dans etmek, iyi tiyatro izlemek ve (içinden geldiğinde) şarkı söylemek için geldiğini düşünen, dünyanın her yerini gezerek sonunda bütün bunlar arasındaki bağlantıyı bulma peşinde melankolik bir hayalperest, kayıp bir ruh.
Bensu; a melancholy dreamer and a lost soul who believes that she is born to produce, dance, see good plays and sing (whenever she pleases), and is after to travel all over the world and find a connection between those things. 




          Bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.
          Don't hesitate to contact us.

          Sevgiler..
          Best regards..